Açık Alan Heykelleri
Ferit Özşen
Sanatçı hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
Muammer Aksoy
Adı:

Muammer Aksoy

Cinsi:

Heykel (Bronz)

Yılı:

2009

Muammer Aksoy

Hukukçu ve siyaset adamı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Zürih Üniversitesi’nde Hukuk ve Devlet Bilimleri Fakültesi’nde doktorasını yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi’nde asistanlık, Ankara Üniversitesi’nde de öğretim üyeliğinde bulundu. 1957’de üniversiteden  ayrıldı ve CHP’ye girdi. 27  Mayıs  1960 sonrasında yeniden üniversiteye döndü, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde profesör oldu. Avrupa Konseyi Türkiye Temsilciliği, Türk Hukuk Kurumu Başkanlığı görevlerini üstlendi. Ankara Barosu Başkanı oldu. 1961 Anayasası’nı hazırlayan komisyonun sözcülüğünü yaptı. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucuları arasındaydı. 31 Ocak 1990’da Ankara Bahçelievler’de evinin önünde kurşunlanarak öldü.

Demokrasi Kahramanları

Tophane-i Amire’nin Küçük Kubbesi’nin altında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden yedi akademisyen bir araya geldi. Yüzyıllardır savaşta kullanılan topların imal edildiği alanda bu kez barışa, demokrasiye hizmet edilecekti. 

Tıpkı öğrencilik yıllarında olduğu gibi aynı duyguları paylaşarak, beş ay o küçük, tek kubbe altında çalıştılar. Beş ayın bir ayı maket yapımıyla geçti. 12 dev insanın heykelini yapmak, keyifli olduğu kadar zorlu bir süreçti. Bir heykelin boyu 2 metre 20 santimi buluyordu. Heykellerin yapımında yaklaşık 40 ton kil, 9 bin 600 kilo da bronz kullanıldı. Teknik ekibiyle, dökümcüsüyle zincir halinde yoğun bir emek vardı ortada. Ama işin en zor yanı da heykellere bir anlam yüklerken gerçekleşecekti. Heykellerin her biri onurla tüketilen koca bir hayatı anlatacaktı. İnancı, umudu, kararlılığı; kısaca taşıdıkları duyguları bronza aktaracaklardı. İşin en zor yanı da buydu. 

Heyecanlıydılar. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü’nün bugünkü başkanı Doçent Fatma Akyürek’in söylediği gibi; toplum bu kez değerlerine sahip çıkacaktı. Birileri o yaratılan değerleri yok etmek için güç kullanırken bu çaba çok önemliydi. Kamu kurumlarından biri ilk kez alışılmışın dışına çıkarak toplumun vicdanının anısını yaşatmaya kararlıydı. Projenin mimarlarından Sanatçı Profesör Ferit Özşen, Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın “sır gibi” sakladığı bir projesi olduğunu öğrendiği zaman çok heyecanlanmıştı. İsmail Ünal bu projeden Prof. Özşen’e söz etmişti ama, yalnızca ana hatlarını konuşmuşlardı. O, “Başkan projeyi öylesine heyecanla bizlere anlattı ki,  bize de onun hayalini gerçekleştirmek düştü” diyor. Evet Başkan’ın hayali, aynı ideali paylaşan yedi akademisyen heykeltıraş ve onların öğrencilerinin de hayali olmuştu artık. Projenin adı; “Demokrasi Kahramanları”ydı. Teröre kurban verilen 12 aydının heykeli yapılacaktı. Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Bedrettin Cömert, Cavit Orhan Tütengil, Çetin Emeç, Doğan Öz, Muammer Aksoy, Onat Kutlar, Uğur Mumcu, Ümit Doğanay ve Asım Bezirci. Aydınlık Türkiye’nin aydınlık yüzlü yazar, gazeteci ve düşünürlerinin heykellerini yapmak, toplumun bu değerli insanların mücadelesini kavramaları adına önemli bir karardı. Bellekler taze tutulmalı, gelecek kuşaklara da aktarılmalıydı.

Mesleği mimarlık olan İsmail Ünal projenin hayata geçmesini bir görev sayıyordu ve düşüncelerini “Şehit olan ustaları yaşatmak bizim sosyal demokrat, cumhuriyetçi, laik ve çağdaş anlayışımızın gereğidir” sözleriyle açıklıyordu. İhaleye çıkmak uzun zaman alacaktı o nedenle de projeyi üniversitede döner sermaye kapsamında gerçekleştirmeye karar verdiler. Bu kararda projeye sonsuz desteğini veren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Rahmi Aksungur’un payı vardı. Bu proje; yapım aşamasından son noktayı koyana kadar öğrencileri için de önemli bir tecrübe birikimi oluşturacaktı. Heykel bölümü hocaları önemli bir koleksiyona imzalarını atacaklardı. Heykelin yapımında yoğun emekleri geçen araştırma görevlileri Ömer Emre Yavuz ve Ferit Yazıcı ile birlikte Hakan Ersiz, Barış İlkhan, Alp Alanbay ve Hakan Bakır’dı. Dudullu’daki dökümcü ustası Yusuf Selvi’nin adı da unutulmayanlar arasındaydı.

Heykellerin kimlere ait olacağını belirlemek hayli zaman aldı. Belli bir tarih aralığı seçildi. 1970 ile 1999 yılları arasında katledilen aydınlardan 12 tanesi seçildi. Peki ya diğerleri? Teröre kurban giden yüzlerce aydın vardı. Seçilen 12 aydının heykelinde onlar da vücut bulacaktı. Onlara ayrılan alanın adı “Demokrasi Kahramanları”ydı… Beşiktaş Belediye Başkanı da, akademisyenler de projenin devam etmesinden yanaydılar. Bir gün sıra onlara da gelecekti. Hangi heykeli kimin yapacağını akademisyenler aralarında belirledi… 

Çoğu 68 kuşağıydı ve öldürülen aydınları tanıyordu. İşte o noktadan itibaren zorluklar da başladı. Tek tek ailelere ulaşıldı. Arşivler tarandı, albümleri incelendi. 

Gerçekleştirecekleri heykeller aslına en yakın haliyle tasarlanmalıydı. Öyle de yapıldı. Bu konuda titizlikle çalıştılar. Bazı aileler her türlü veriye ulaşmaları için yardımcı olurken, bazıları bu çalışmayı tedirginlikle karşıladı. Onlara ulaşmak kolay olmadı. Asım Bezirci’nin heykelinin yapımını üstlenen Doç. Dr. Neslihan Pala, bu zorlu süreci şu sözlerle anlatıyordu: “Asım Bezirci’nin eşi heykelin dikilmesi konusunda bir sevinç göstermedi. Kendisini kaybettim, yok oldu, bir gün birileri o heykeli kaldıracak yorumunu yaptı. Acı içindeydi. Bu sözleri aslında açıkça görülen onun yalnızlığının ve kederinin de bir yansımasıydı.” Asım Bezirci’nin eşi her şeye rağmen, yine de aile albümünü açtı ve Asım Bezirci’nin internette ulaşılamayan gülümseyen bir portresi bugün ‘Demokrasi Parkı’ndaki yerini buldu. Sivas’ta Madımak Oteli’nde diri diri yakılan onca aydının onurlu gülümsemesi bugün Asım Bezirci’nin yüzünde dalgalanıyor. Bazı aydınların fotoğrafına ulaşılamadı. Örneğin Prof. Muammer Aksoy’un bir-iki kare vesikalık fotoğrafından başka bir fotoğrafı yoktu. Onun heykelini yapan Prof. Ferit Özşen, “inanılır gibi değil” diyordu; “8 yıl Ankara Barosu Başkanlığı yap. 1961 Anayasası’nı hazırla... Bu insanlar işte bu kadar da mütevazıydılar…” Zor da olsa Prof. Aksoy’un fotoğrafı bulundu ve elinde anayasası ile bu değerli aydınımızın silueti gelecek nesillere armağan edildi. Uğur Mumcu’nun heykelini üstlenen Prof. Ferit Özşen, Mumcu’nun aile dostuydu ve kadere bakın ki, Mumcu’nun anıt kabristanı da onun elinden çıkmıştı. Bu paylaşımlar akademisyenlerin duygulu dünyasında yerini ziyadesiyle buldu ve ortaya duygu yüklü bronz heykeller çıktı. Prof. Rahmi Aksungur’la ortaklaşa emek veren eşi Yard. Doç. Ayla Aksungur, Çetin Emeç’in ailesinden yoğun destek gördüklerini bu ilgiden de çok memnun olduklarını söylüyordu. Çetin Emeç’in yüzündeki yumuşak ifadeyi heykele yansıtmak onunla yapıtı arasında bir sevgi yumağı oluşturmuştu. Ayla ve Rahmi Aksungur, Abdi İpekçi’nin geçmişini araştırdıklarında Mısırlı aristokrat bir aileden geldiğini öğrendiler. O nedenle de onun heykelini yaparken, ‘daha mesafeli, düşünceli bir adam’ portresi oluşturmaya dikkat ettiler. Heykellerin yapımına başlandığı tarih olan 1977’nin son aylarında Heykel Bölümü’nün başkanlığını üstlenen Prof. Vedat Somay’ın ise önemli bir saptaması vardı: “Onlar demokrasi adına bir kahraman olarak öldürülmek isterler miydi? Onlar ‘ben kahraman olayım’ diye yola çıkmadılar. Hayatlarını bu uğurda yaşamaya adamışlardı. O nedenle de bu heykeller toplum olarak sürekli bir hatırlatma ve sürekli yüzleşmemiz gereken simgeler aslında.” Gerçekten de Prof. Vedat Somay öğrencilik yıllarından tanıdığı gazeteci Onat Kutlar’ın heykelini yaparken bu yoğun duyguları yaşadı ve bu duyguları yapıtına yansıttı. Bahriye Üçok’un heykelinin yapımını üstlenen Doç. Fatma Akyürek için ise çalışması başka bir anlam ifade ediyordu. Alışılmışın dışında ilk kez bir kadın heykeli üzerine çalışılacaktı. Bu onun çalışmasına farklı bir anlam yüklemesine de neden oldu. Bahriye Üçok’un duruşunu, kişiliğini, kararlılığını, demokrasiye olan inancını yansıtırken işin duygusal boyutunu asla göz ardı etmedi. Ona göre seçilen 12 kişi de terör ve şiddetin mağdurlarıydı ve onlar “Demokrasi Şehitleri”ydi. 

Demokrasi Kahramanları Parkı, bugün terörü ve şiddeti lanetlercesine Beşiktaş’ta Abbasağa Parkı’nda 10 dönümlük bir arazide yer alıyor. Bir gün yolunuz düşerse Demokrasi Kahramanları’nın önünde tek tek saygı duruşunda bulunmak boynunuzun borcu olsun. Onlar Beşiktaş Belediyesi’nin, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinin, öğrencilerinin, işçilerin yoğun emek ve demokrasiye olan inançları ile var edilen heykeller… Toplumsal belleğimizi taze tutmak adına orada sizi bekliyor olacaklar. 

Gülçin Tahiroğlu, "Demokrasi Kahramanları", B+ dergisi, 5. sayı, 2009
Eseri Paylaş:

Beşiktaş Belediyesi

BKS logo

© 2016 Beşiktaş Belediyesi. Sitedeki tüm metin ve görseller Beşiktaş Belediyesi'ne aittir. İzinsiz kullanılamaz.